2 Ocak 2018 Salı

Her insanın, her fotoğrafçının izlemesi gereken bir belgesel "İNSAN" - Türkçe Dublaj



Her insanın, her fotoğrafçının izlemesi gereken bir belgesel "İNSAN" - Türkçe Dublaj
veya buradan
https://www.youtube.com/watch?v=C4y4KsBt3is
İnsan olamayanların insanlara çocuk yaşlarından beri yaptıkları sapkın davranışlar nedeni ile insanlığımızı elimizden alışının, mutluluğu, huzur içinde birlikte yaşamamızı bizden çalanların belgeseli !.. Bunun için kullandıkları argümanlara dikkat edin, din, dil, ırk, para, politika, silah, savaş !..

19 Aralık 2017 Salı

önündekinin poposundan ötesini göremeyenler !..

24'ünde liseyi dışarıdan bitirip, üniv'i de dışarıdan bitirip bugün yaklaşık 10 yıldır TV sektöründe çalışan bir arkadaşım var. 24'ünde bu arkadaşımı tanıdığımda kendisine "Hiç zaman kaybetme gidip açık lisye kayıt ol bitir ve devamında üniv'i de bitir" demiştim. Yıllar sonra bu halini gördüğümde kendisi ile gurur duyuyorum. Hem düzgün ve hem de kararlı bir insandı. Hiç böyle karamsar hallerini görmedim mesela.

Pozitif bakış açısı çok önemli. Yanlış yerlere de bakarak durumunu negatif görmemek lazım.

Arabası olmak ne mühim birşeydir ki ? Hepsi benim ve çocuğumun geleceğini zehirleyen çevre katili fosil yakan araçlar. Kıçlarının keyfi için param da var benzin de en pahalı amma sosyal statü, herkes böyle yapıyor ki bunun nesi garip vs. gibi zavalı sığıntılar ile koyun sürüsüne katılıp aynı pisliğe katkıda bulunmalarına gıpta ile bakmadım-bakmam. Mevcut Dünya düzeni insanın en verimli çağında sisteme kurban edilmesi temeline dayalıdır. Seni kullanır-harcar ve çöp gibi posanı atar. Bu önündekinin poposundan ötesini göremeyen, o poposunu hangi koltuğa (makam ve araba olarak) koyduğuna gire insanları önemseyen ve değerlendiren toplumun bireyi olmak beni ne kadar memnun edebilir ki zaten !..

Aile, yalnızlık, sevgili, evlilik, karı-koca

Hani derler ya "Bekara karı boşamak kolay" diye ? Aynı mantık-temel aslında bu durumda da kullanılabilir. Yani evlilik eşittir yalnızlığın çözümü değildir. Bu da insanın hissettiği dönemsel bir çok olay gibi bir metrajı olan sanrılardan birisidir. Bireysel umut ve hisleriniz ile, toplumun pompalamasıyla da bu tuzağa kahramanca atılırsınız. Kimileri "mantık evliliği" der ama adı ne olur
ise olsun sistem herkes için aynı şekilde işler. Ancak bilemediğimiz bir azınlık vardır, onlar da zaten
toplumun genel kuralları çerçevesinde yaşamadıklarından bizi pek ilgilendirmez.

Nasıl ki kimisi kanlı çarşaf görmek ister iken kimileri ise en çapkın erkeğin ömrünce yapamayacağı kadar sevgili değiştirip "hanım" diye anılır, işte o. Öylelerinin evliliğinden ise bilemem ne olur.

Öteki türlü çoğunluğun evliliğinde yalnızlık gideren bir durum yoktur. Zaten yalnızlık insanın en temel varlığıdır. İstikbalde seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahili(işte bu ta kendinsin) ve harici (ailen, kız, toplum) düşmanların olacaktır !

17 Aralık 2017 Pazar

Kadın düşmanlığının temelinde yatan gerçeklerden biri

Türk erkeğinin de olduğu gibi genel olarak müslüman erkeğinin kadına düşmanlığı nedendir bilir misiniz ? !
Çünki, toplumumuzda ve bu toplumlarda erkeklerin gençlik zamanlarında olağan biçimde yaşamaları gereken arkadaşlık, sevgililik, birliktelikler "iğrenç", "günah", "rezil" ha hatta kadın için "oropzu" gibi sıfatlara kadar varan bir sosyalliktir. Dolayısı ile ya yaşamayacaktır kızlar yada bu ilişkiler kaçamak, gizlice yaşanacaktır. Zaman içinde kaç tanesine rast geldiniz bilmem nice genç kız böyle bir kaçamak ilişki nedeni ile sözde sevgilisi(erkek arkadaşı vs.) tarafından şantaj ile ilişkinin sürdürülmezi zorunluluğunda kalır. "Babana söylerim, babana gösteririm fotoları, babana yazarım" vs. İstenmediğin halde zor ile bir insan ile birlikte isen artık sen bildiğin en adisinden ve en şerefsizinden bir tecavüzcüsündür. Her ne ise, bu da bir tespit. Sonra ne olur bu toplumun erkekleri ? Büyüdük ve evlendik böyle bir çevrede, bu tür ilişkiler içinde. Karın ya bizzat senin ile en saygı duyması gerektiği veya saygısını boşver saygıdan ne anlar ki bizim toplum saygı : korkudur çünki... İşte en korktuğu baba korkusu bile engel olamamış ve seninle ailesinden gizli her türlü haşna-fişna yemiştir. Yıllar sonra evlendin ve bu kadına güveneceksin haydi bakalım ! Kaç paralık adam oldu mu sana kaç paranoyaklık adam ?! Ortalık sakatlarla dolmuş mu ? Sonra da seyreyle günlük kadın katliamı haberlerini !.. Kadın-Erkek eşitliği denilirken işte bu sapık paranoyak adam olamamış zihniyet zannediyor ki "Ulen ben gençliğimde her çiçekten bal aldım 100 küsür kadın-kız-dul delikli ne buldum ise ilikledim ! Ne yani kadınlar şimdi benimle eşit olup bunları mı yapacak !!!" E mal, e orospu ruhlu. İnsan olmak diye bir şey daha var, insan olarak eşit olmak diye bir şey orada bahsedilen ! ! !

12 Aralık 2017 Salı

Hi Çun Utul Urmu Ok Ulyı Lları ?!

Kabullenmek ayrı bir şey tabi, çocuk yapan biziz, sorumlululuğu da taşımak zorundayız. O cepte, onu ataman-ondan kaçmamalıyız. Fakat bir de işte ben neden bu düzeni, alışılageleni hiç sorgulamadan takip etmek zorundayız ? diye sorup düşününce...

Bakıyorsun ülken, çevren ve insanın Dünyaya getirdiğin insan için iyi yönde birşey yapmamışlar, yapmıyorlar ve aksine daha da kötüye gidiş var. Var mı var ?

Şimdi bir anne-baba bu durumda "Ben evladım için canımı feda ederim, onun için yemem içmem yedirir, giymem giydiririm" Lö sığır ! Kendi geleceğini göremediğin bir ortamda 1-2-3 tane de bölünerek çoğalıp da kendin ile birlikte 3-5 kişinin hayatını biye bombok ediyorsun ?! Hem edeceksin ve hem de diyeceksin ki çocuklarına "Bakın ulen işte bu leş gibi kokan mantarlı ayağımın altında CENNET" öpün yalayın !..

- Ama anne.., ama ama sen bizi bu lağnet Dünyaya getirdin, üstelik de büyüktün, adulttun, aklın erendi, çocuk da değildin ki ! ?

- Susun leyyyyn !.. Yalıycaksın işte ayaklarımın altını yoks sana emzirdiğim sütümü helal etmem, hakkımı helal etmem cennete asla giremezsin !

Bunun lamı cimi yok. İnsan sayısı harbi derecede azalsın bakalım kim kimi öldürmek için şu zamanda olduğu gibi yarış içine giriyor. Çok basit bu devlet yönetenleri abi yetkileri vermeden evvel 1 sene bir ıssız adada 1+1 = 2 kişi olarak bırakacaksın. Bakacaksın ötekini öldürmek istediğinde n'apcak vs. Bi öğrensinler başka olmak, başka düşünmek sebebi ile o insan ölmek zorunda değili, ama sana-bana her ülke yöneticisi sürekli bu başkalıkları kullanarak başkalarına karşı kışkırtıp kullanıyor. Sen ben öldükçe, süründükçe bunlar köşeyi dönüyor.

Ne yani bunu sorgulamayıp da biz şimdi bomba üstünde oturuyoruz, sadece seninki mi benimki mi önce patlıyacak bilemediğimizden çocuklar yapıp ailecek üzerine oturuyoruz. Af edersin kıçımız parçalanarak ölcez işte.
Ha bir ihtimal daha var be ecelimizle de ölebiliriz 🙂
E öyle de olsa bazen de yaşam boyunca onlarca kez öldürüyorlar insanları. İşte mesela garibanın gidip de vatan torpağı diye savaştırılıp öldürtülen çocuğu yüzünden 1 ana-baba yaşarken ölüyor hem de her yaşadığı gün görüyorsun ki icabında ölmemesi de mümkün imiş üstelik o insanların !
Nasıl mümkün ? E ver yahu işte Yunan'a verdiğin gibi adaları ! Bak o adalar için, bu topralkar için ilk kez ölen de senin-benim atam Türk'ler değildir haa ! Fakat bizim zihinlere nasıl bir perde indiriyorlar ise evvelini hiiiç düşünmeyiz bile. Hep aklımızda ilelebet, ebedi, sonsuza kadar. Hade lan ! ! ! Sonsuza kadar duramayacağı en azından Dünya'nın iklim ve coğrafik hareketlerinden besbelli.
1 insan ömrü ortamala 70 yıl diye, sen bu olacakları dededen-toruna göremeyeceksin diye bu yalanları yutup önüne gelen ötekiyi, başka düşüneni öldür emrine uyacaksın ve diyeceksin ki "En iyi-doğru-akıllı benim" 🙂 Ha bunu Türk alman ispanyol vs. için demiyorum zaten hepten insanlığın başını şu bulutlar üstüne çıkartıp da göremediği Güneş bu.

Salak insan türü belli bölgeler etrafında kümelenip yaşıyor diye sanıyorlar ki işte Dünya'nın en güzel yeri mesela İstanbul !.. Mesela Edinburk Needinburk ? İyidir be sen needinburk ? 😛
Bence biz inanılmaz ilkel yaşıyoruz. Bizim elimize verilen kobralar titredikçe ohş ne güzel alet diye oyalanıyoruz ya (işte cep tel falan yani demek istediğim) bunlar hep kandırmaca yaşadığımız ilkel çağı görmemizi engelleyen oyuncaklar.



27 Kasım 2017 Pazartesi

Aydınlar tarafından öldürme gazıyla doldurulan asansörde tecavüz edilesi damacana kılıklılar !

 
Şu son günlerde bazı kanallardaki tartışma programlarına bakıyorum da... izler misiniz bilmem de... Şimdilerde mesela ne çok duyuyorum TV'lerde programlarda diyor ki çok bilmişler "Ülkelerin dostu-düşmanı yoktur. Çıkar ilişkisi vardır, dönem dönem çıkarları uyuşur dost görünürler, devir değişir düşman görünürler" 🤔 Yani şimdi sen ülkeni yönetenlerin sana beni ne zaman hedef göstereceğini bilmediğin için şu anda benimle böyle konuşuyorsun ve ben de öyle. Ülkemizi yönetenler 3-5 ay sonra seni "Vay bilmem kim" beni "Vay bilmem kim" diye birbirimize gösterir ise ben seni boğazlamak için fırsat kolluyor olabilieceğim. Neden ? Örneğin Türk'üm diye, Türkiye'de yaşıyorum diye ! İşte veya ne diyelim işte demiyim de ben bir şey sen koyun dünki dost bugünki düşmanınız kim ise ve niye öyle ise !.. Düşman mı yok sanki bize hem canım !.. 
 
Yani olay ne imiş ? Bu ülke denen yerlerde küme küme insanlar birilerini baş seçip de "Haydi göster bize şimdi düşmanımız kim, kimlerin katili olacağız ? Kimlerle kanlı-bıçaklı olup ölüp-öldüreceğiz ? Acayip kana susadık !" diye sabırsızlık içinde bekliyorlarmış ! ! ! E öyle ki yeryüzünde her biri en doğrusu onunkisi olduğuna inandığı ve hiçbirisinin insan öldürmenin zerre iyiliğin yakınından geçebilecek bir şey oduğunu söylemediği dinlere inanıyorlarken dinmek bilmeyen bir katliam arzusu ile yanıp-tutuşan insanlık var. TV'lerde de ne güzel böyle üfleye üfleye yer gibi kulağımıza fısıldar gibi "Dost yok, hepsi düşman da işte köprüyü geçene kadar dayı diycez, geçtik mi öldürmek için fırsat kollayacağız !" 
 
Harbi öyle mi hissediyorsunuz şunca yıllık ömrünüzde bir köprüden geçmekte olduğunuzu, "Hele bir geçeyim de şuradan bak ben sana sırtıncan hançeri soktuğum gibi nasıl geberteceğim gör" planları ile mi geçiriyorsunuz anınızı ? Öldürmek istemeyen anne-baba ve çocuklar yok mu yani ? Yoksa hepimizin içinde en ufak kıvılcımda parlamaya hazır bekleyen öldürme gazı mı dolu. Gerçi ben sık sık osurarak atıyorum o gazı demek ki ondan böyle düşünüyorum 🤣Eğer siz yapamıyorsanız sizin de tepenizden aşağı sıçayım !.. Velhasıl, özellikle osurmak ve sıçmak çok faydalıdır. Ayıp falan değildir. Haydi daha güzel, daha mutlu barış dolu bir dünya için arkadaşlar hep birlikte ıkınalım ve zaaartttanak atalım o yanıcı gazı içimizden... Sevgilerimle... 
 
Tabi bugünlerdeki bu konulara neden olan ismini anmayacağım yerlerdeki bazı kişiler için elbette içimden gerek osurukla gaz şeklinde ve gerekse farklı likit veya katı halde atamayacağım feci yanıcı madde miktarlı biçimde var !.. BODOOFFFFFF !..

18 Kasım 2017 Cumartesi

Orantısal olarak ölümü bile kabul edilebilir kılmak ve bir kahramanın sürüyü ölüme götüren çobanlığı !..



Soldakiler soldakilere bakınca "E herkes böyle ama canım zaten" diyerek anlık görsel bir istatistiki veri ile halini kabullenmektedir !.. Ayrıca, soldakiler için soldakiler ulaşılabilir-erişilebilir iken sağdakilerin sistemin araçlarını kullanma gücüne sahip kılanların kendileri olduklarını unutup onların dokunulmaz olduklarını bile düşünmeleri genel bir durumdur !.. Bu nedenle sağdakiler için soldakiler kendi sınıfı içerisinde, sağdakiler tarafından gerektiğinde yine sağdakiler için "Tanrıcılık" oynamak için kullanılacaklardır. Öyle ki birer "Tanrı"ymışcasına soldakilere emirler verecekler ve yine soldakiler içinden bazılarını öldürteceklerdir !.. Bu ölümler her iki taraftan farklı oranlarda olacaktır ama şiddet, kanı ve ölüm adedi sağdakiler için Tanrısal statülerinin daha pekişmesi ve uzun sürmesi gibi bir etki yaratacaktır soldakiler için ! ! !

Soldakiler soldakilere bakınca "E herkes böyle ama canım zaten" diyerek anlık görsel bir istatistiki veri ile halini kabullenmektedir !.. Ayrıca, soldakiler için soldakiler ulaşılabilir-erişilebilir iken sağdakilerin sistemin araçlarını kullanma gücüne sahip kılanların kendileri olduklarını unutup onların dokunulmaz olduklarını bile düşünmeleri genel bir durumdur !.. Bu nedenle sağdakiler için soldakiler kendi sınıfı içerisinde, sağdakiler tarafından gerektiğinde yine sağdakiler için "Tanrıcılık" oynamak için kullanılacaklardır. Öyle ki birer "Tanrı"ymışcasına soldakilere emirler verecekler ve yine soldakiler içinden bazılarını öldürteceklerdir !.. Bu ölümler her iki taraftan farklı oranlarda olacaktır ama şiddet, kanı ve ölüm adedi sağdakiler için Tanrısal statülerinin daha pekişmesi ve uzun sürmesi gibi bir etki yaratacaktır soldakiler için ! ! !









Ölen başarılı insanların arkasından kahramandı, efsaneydi vs. derler ya... bir de ölene sorsak ? Soramıyoruz tabi kalanlar olarak arkasından sıkıyoruz bol kepçeden. Peki bu niye ? Yeni fedailer, yine canlarını feda edebilsin diye, onlara gaz olması için bunların ölümlerini toplumun gerçekleri görmesinin önüne perde gibi çekip toplu intihar misali canlarını feda edebilmeleri için tabi.Sonra toplum birilerinin keyif içindeki yaşamları aynı kalitede sürebilsin diye kendisini ve hatta evlatlarını onların sefa, keyif, israf içindeki yaşamları bozulmasın ve torunları bile o ayarda yaşasın diye feda ediyor. 

 

Özellikle Bananikan filmlerinde bu konu çok işlenir. Görürsünüz kahramanların ailelerinden kalanlar olmuş ise ellerinde birkaç fotoğraf, duvarda falan da bir bayrak. Kafayı bir çevirirsiniz ülkelerinde her türlü batak ve pislik kırla gitmektedir o ise !.. Bunca kahramanın koruyup-kurtardığı ülkede insanlar çalma-çırpma, uyuşturucu ticareti, jinayet vs. hiç azalmadan aralıksız biçimde sürmektedir ! E peki bu canlarını feda eden kahramanların kurtardıkları kimler ve neler !? 

 

Sistem size istetistiki veriler sunarak bazı genellemelerin kabul edilebilir olduğu inancını yaratır. Der ki mesela "Ülkede her yıl doğanların 5'te 1'i ilk 1 yıl içinde ölüyor" ve o ülkenin vatandaşı olarak sen baba veya anne olursun, olurken de bunu bilirsin yada bilmezsin, bilsen de fark etmeyecektir çünki o 5'in 1'inin sen olma ihtimali istatistiken vardır. Trafik kazalarında şu şu nedenlerle şu kadar kiş ölür, ölenlere bakılınca ölümlerde toplu ölümler öne çıkar. Çünki ailecek gidilirken öldürülür bireyler ya karşı tarafça yada kendi ailesinden birisi tarafından !.. Bilirsiniz ama trafiğe çıkarsınız. 50.000-500.000 TL. arası ilk baştan bir ödeme, sonra vergisi, sonra benzini, sonra % bilmem kaç ölüm oranı derken hoop bu kadar masraf edip gebermek !.. 

 

Hiç başınıza gelmedi mi yani ?! İnanmam !.. Böyle büyük vakalar olmasa da ufak çaplı, belki şu an sizin bile hemen anımsayamadığınız birkaç kötü olay başınızdan geçmiştir. İstatistiki verilerde bir oranla gösterilen...


Görsel altındaki notun rahat okunabilir halini de buraya ayrıca koyuyorum !.. Soldakiler soldakilere bakınca "E herkes böyle ama canım zaten" diyerek anlık görsel bir istatistiki veri ile halini kabullenmektedir !.. Ayrıca, soldakiler için soldakiler ulaşılabilir-erişilebilir iken sağdakilerin sistemin araçlarını kullanma gücüne sahip kılanların kendileri olduklarını unutup onların dokunulmaz olduklarını bile düşünmeleri genel bir durumdur !.. Bu nedenle sağdakiler için soldakiler kendi sınıfı içerisinde, sağdakiler tarafından gerektiğinde yine sağdakiler için "Tanrıcılık" oynamak için kullanılacaklardır. Öyle ki birer "Tanrı"ymışcasına soldakilere emirler verecekler ve yine soldakiler içinden bazılarını öldürteceklerdir !.. Bu ölümler her iki taraftan farklı oranlarda olacaktır ama şiddet, kanı ve ölüm adedi sağdakiler için Tanrısal statülerinin daha pekişmesi ve uzun sürmesi gibi bir etki yaratacaktır soldakiler için ! ! !

12 Kasım 2017 Pazar

Uydurma Haberler ve Medyada Sazan Avı

Güzel bir mekan...
Beynini, hafızanı ve anılarını seviyor isen. Bunlar senin için değerli ve önemli ise buraya birilerinin belli kötü amaçlar için uydurduğu yalan-yanlış bilgileri koymamak için birazcık kendine değer verip araştıracaksın ! Yoksa beynindeki bilgi de sen de kalitesiz, yalan ve yanlışlardan ibaret olursun ! İster misin ? Hadi göster bakalım öyle ise...

https://yalansavar.org

Girip bakacaksın günlük rutinlerinden birisi olacak...

Facebook gibi sosyal ağların ne denli saptırılmış haberler ile toplumun yanlış bilgiler öğrenmesi için kullanılabileceğini görmediniz ise hala bence sırf bunun için bile bakılabilir.

Gerçi günümüzde bazı resmi kayıtlı vs. hani kaçak yayın yapmayan gazete ve gazeteciler bile kasten yalan yayın yapabiliyorlar.

30 Ekim 2017 Pazartesi

Okuyan kazanır, sen kazanır isen hepimiz kazanırız !..

Okumak, bilgi edinmek... Kişisel olduğu kadar da toplumsal ve sosyal bir yararlılık eylemidir. Hepimiz öğrendiğimiz her yeni şeyi ailemizle, arkadaşlarımızla paylaşmadık mı ? Halen yeni ve güzel şeyler öğrendiğimize paylaşmıyor muyuz ? Dolayısı ile okuyanın kazandığı önce etrafında olmak üzere hepimizin kazancıdır. Öyle ise bizler bize okuma imkanını sağlayanların bunu ne sebeple yapmak istediklerini sorgulayalım. Bize herhangi bir gerekçe ile bizden büyük olduğunu iddia eden veya bize yetiştiriliş koşullarımız içinde gelenek ve göreneklerin baskısı altında büyükmüş gibi görülenlerin söylediklerini de elbette sorgulayalım.

Tıklayın ve 5 dakikanızı ayırın. Ne büyük yalanlar, yönlendirmeler, saptırmalar millet üzerinde uygulanıyor ?

Tanzimat ve meşrutiyette alfabe tartışmaları

Burada 5 dakikanızı ayırarak öğreneceğiniz başka açılardan okuma-yazma konusunda bilgiler var. O bilindik, hep tekrarlanan bilgilerden daha farklı ve de ilginç olduğunu düşündüğümden paylaştım.

24 Ekim 2017 Salı

Soyut, modern, kübik vs. anlaşılmaz sanat akımlarına dair bir fotoğrafçının beyine benzer organı



"Soyut, modern, kübik vs. anlaşılmaz sanat akımlarına dair bir fotoğrafçının beyine benzer organı" diye başlık attım. Çünki açıkcası itiraf edeyim ben de bu sanat akımları, tarzları falan hakkında ciddi anlamda birşeyler okumadım. Geçenlerde, düşün yani yaş 40 olmuş ben daha geçenlerde (işte 3-4 oluyor) nedir bu kübizm diye google'a sordum birkaç yazı okudum. Toplamı 2 sayfa tutar belki. Fakat ben birşey biliyorum o da kendim. Derinlemesine bilgin yok ise arkadaş sığ konularda accayip uzun muhabbetler üretebiliyorsun ! Muhabbet dediğim de ille de 2-3-5 kişili masada oturup konuşmak değil kastım. Düşünce...  Tabi karşılıklı çok katılımcılı sohbet ortamları da var. Aşağıda ufacık değindiğim futbol, politika, din, müzik gibi konularda uçarsın aaabi diyorum yani sana. E sen de biliyorsun bunu... Aaa bu arda hep sanki yapıyorsun, diyorsun, ediyorsun şeklinde ikinci tekil şahıs hitabı kullanmam siz okuyucunun bunları yaptığını söylemek istemem değil. Ben kendimden biliyorum, kendime diyorum. O nedenle alınmayın da lütfen olur mu ?
 
Bu soyut ve işte kübik idi, modern vs. resim-yağlı boya, heykel falan alanındaki soyut olayı bence toplumun büyük kısmınca ötelenmesi yani dışlanması, alaya alınması, kimi zaman çoğunluk olundu mu hor görülmesi falan bence şuna dayanıyor olabilir !.. ( Dur şimdi sopalıycaklar beni galiba hadi bakalım 🔨 )

Şimdi, gözümüzle açık-seçik, net biçimde gördüğümüz şeyler hakkında "Aaa ! Adam ne güzel at tablosu yapmış atın yelesi, kuyruğu tel tel görünüyor" , "Hayret bir şey yahu ! 75mm. F1.8 ile çeksem bu kadar net olmaz ! Sanki herif 75mm. F1.8 ile 1200 karelik focus stacking yapmış, üstelik atın gözlerinde ne kendimi, ne lensimi ne makinamı yansıma olarak görememekteyim !". Tabi fotoğrafçılar gözde kendisini ekipmanı ile gördüklerinde mest olurlar "Vuay be şu kadar feci para verdim amma bak ne kadar keskin lens, gözde biz, hatta biz buna GÖZ SELFİE'si de deriz"

Gibi konuşacak çok şeyler bulnabilir !.. Bir nevi futbol gibi, bir nevi din gibi. Ooooh konuş sabahlara kadar konuşursun. Düzdür, derinliği yoktur. Sığ-sığ böyle öveee öve bitiremezsin bu konuları uzataraktan kendini !.. Yeni bir şey de yoktur. Hep öncekinin, eskisinin terarlarıdır. Fotoğrafçılık zaten ince bir detayda farklılık yaratılabilen bir şey. Onun ötesinde hobisi ile vs. uğraşanların çoğu zaten işte tam da bu sığlıkta süzülürler ! Evet ! Neden mi ? Konuştukları konulara bakın haydi...

✔- APS-C ile girdim büyüyünce FF olcam ben yaa ! (Full frame : tam kare sensörlü makina)
✔- Kit lensle aldım, tam bir çöp, şimdi gittim Onnnsikiz-ÜzOssBej aldım aabi farka bak !.. (Evet ! Bunu bile diyen var, gördüm.)
✔- Kit lens mi, çöp yaa, alacaksın bir 50mm. f1.8 göreceksin. Yok bence sen kit lensle alma Tamron al bu alemde kafadan girişte bi tamron olsun ama di mi yaa ! Ya git bir Sigma al canını sigma adamın, akıllı ol !..
✔- Onun vizörü yok ! (E bitti o makina ile foto falan çekilmez ki, oyuncak)
✔- Ya bırak Allah aşkına 2 x çarpanlı o ne ki yaa.
✔- Arka planı nasıl öldürürüm ?! N'olur hangi silah ile arka plan katliamı yapacam söyleyin bana !
✔- Bununla hani böyle arkaplanı bulanık yapıyorlar ya, hah işte ondan yapılıyor mu ? (Yapınca adam eriyor, böyle gökyüzünde astral seyahat yapabiliyor falan. Biz yapmadık tabi bilemiyoruz ancak seyrediyoruz böyle yer seviyesinden bu yükseklerde uçanları.)
✔- Alır adam gider ötekinin çektiği kız kulesi, galata kulesi, sinek makrosu vs. aynılarını çeker. Biz de eskiyiz ya hani ! ( Eskiye bak sen de haa ! 150 sene evvel mi çekişmiş ilk foto ? 20 yıl önce foto merakı uyanan ben eskiyim !!! Yaa, görüyor musunuz güzelliği ? ) Bu eskimişliğimizn frekansı-periyodunda belki bu 500'üncü kez fotoğrafa yeni başlamış birinden gördüğümüz kız kulesi fotoğrafıdır.

Amma soyuta geldin miydi "soyut !"(Emir kipinde okuyunuz, TAŞ OL gibi). Dut yemiş bülbül gibi bu çok yorumsever konuşmacıların birçoğu elenir. Bir de korkar tabi. Şahsen yaşadım biliyorum. "Soyut bir esere bakıp da bir şey der isem acaba benle alay ederler mi ?" hissi oluyor. Ne ise aştım bunları ne zaman ki piskolog bana şu sayfadaki mürekkep lekelerine bakıp ne görüyorsun diye sorup da 3 yıl tımarhanede yatırdı, o zaman açıldı şakralarım benim. Hele bu testi bizim kahvedeki birşeylerin biryerlerine koymadan cümle kuramayan arkadaşlara yapsa psikolog gösterdiği o mürekkep şekilleri mi yoksa porno dergi mi diye kendisi her resimde kontrol etmek zorunda kalacak !.. Yani bilgi düzeyi o ama adam kahveye sabah mesaiye geliyor 10 saatlik vardiyası boyunca her yere koyuyor. O  koydukça kahveden başlayıp herşey bir düzene giriyor 😄 Sanırsın adam ermiş, mükemmel hayat yaşıyor. O bile öyle sanıyor ! Tabi kahve içerisindeyken sadece. Kahveden çıktığı an karısı-çocukları akrabaları falan onun sıfır olduğunu biliyor. Mesela yaağni...

Mekanik/elektronik her şeyi robotik nerede ise ve hatta JPEG'lerin "Oh ! Çok daha orijinal ama" diye konuşulduğu, gerçekte var olanın optik yada dijital, açı veya harici araçlar ile kopyalanmasından ibaret olan bir "FOTOĞRAF SANATI" topluluğuna... Benim bir sulu boya fırçasını tuavl'e bile değil tuvalet kağıdına doğru savurup yapacağım eser daha sanatsal bir çalışmadır diye düşünüyorum bir yanımdan da !.. İçimdeki şeytanı çıkartacak iyi bir üfürükçü hoca veya papaz tanıdığı olan var mı ?

Böyle adamlardan birisi çekemediği ve titrek olan fotoğrafına "Bu titrek" dediğimde "Lan sııır sen ne anlarsın ki, o benim soyut çalışmam" dedi 😆