5 Ağustos 2019 Pazartesi

100 maymun etkisi vakası ve bilimsel tespitler...

100. Maymun Hikayesi.
Pasifik Okyanusu'nda irili ufaklı birçok ada. Bu adalarda Macaca Fuscata türü Japon maymunları yaşıyor. Bu adalardaki maymunların doğal ortamları içindeki davranışları otuz yılı aşkın bir süre bilim insanları tarafından gözleniyor. 

1952'de Koshima Adası'nda bilim insanları maymunların beslenmesi için kumların içine tatlı patates bırakıyorlar. Bu adanın maymunları da tatlı patatesin tadından hoşlanıyor ama yiyeceklerinin kumlu olması hiç de hoşlarına gitmiyor.

Ama can boğazdan gelir diyerek kumlu da olsa tatlı patatesleri yemeye devam ediyorlar. Bir gün, on sekiz aylık İmo isimli dişi maymun bu soruna bir çözüm buluyor, İmo, tatlı patatesleri en yakın su birikintisinde yıkayarak yemeyi akıl ediyor.

Bu buluşunu annesine de öğretiyor, İmo'nun arkadaşları da patateslerini yıkayarak yemeyi öğreniyor ve kendi annelerine de öğretiyor. Bu yeni davranış biçimi bilim insanlarının gözleri önünde, yavaş yavaş maymunlar arasinda yayılıyor.

1952 ve 1958 yılları arasinda genç maymunlar, beslenmelerini daha zevkli hale getirmek için, kumlu tatlı patateslerini yıkamayı öğreniyorlar.
Bu daha sağlıklı ve zevkli yeni davranış biçimini çocuklarını taklit ederek onlardan yeni bir şey öğrenen yetişkin maymunlar da kazanıyor. Yeniliklere açık olmayan, çocuklar ve gençlerden de öğrenilebileceğini düşünmeyen, kendi bildiklerini tekrar eden yetişkin maymunlar ise kumlu patates yemeye devam ediyor.

1958'in sonbaharında çok şaşırtıcı bir şey oluyor. Koshima maymunlarının bir kısmı (diyelim ki 99 maymun) artık patateslerini suda yıkayarak yemeyi öğrenmiş oluyor. Bir sabah, gün doğarken yüzüncü maymun da patateslerini yıkayanlar arasına katılıyor.

İşte o an her şey değişiyor. Aynı günün akşamı, adadaki hemen hemen tüm maymunlar, patateslerini yemeden önce yıkamaya başlıyor. Yüzüncü maymunun ilave enerjisi her nedense devrim yaratıyor! Ama hikâye bitmedi. Bilim insanlarını şaşırtan asıl sürpriz, bu adayla doğrudan bir ilişkileri olmadığı halde, diğer adalardaki maymun kolonilerinin de aynı anda patateslerini yıkamaya başlamaları...
Yeni bir düşünce ve davranış tarzı, toplumları oluşturan fertlerin belirli bir oranı tarafından benimsendiği an, bu yenilik, mesafenin önemi olmaksızın zihinden zihine aktarılabiliyor. Yani, "Yüzüncü Maymun Fenomeni" denilen bu fenomen şunu gösteriyor:
Yeni bir düşünce, yeni bir yol, toplumda sadece belirli sayıda insanlar tarafından biliniyorsa, bu yenilik sadece o kişilere ait bir şey oluyor. Ama "bilenlerin" sayısı belli bir kritik noktaya ulaştığı an, sadece bir kişinin daha "yeni yol"a katılması, toplum bilincinin aşama geçirmesine yol açıyor. Yeni düşünce, birdenbire herkes tarafından düşünülmeye başlanıyor. Niceliğin niteliğe dönüşme noktası..
. "Yüzüncü Maymun Fenomeni", Duke Üniversitesi'nden Doktor J.B. Rhine tarafından değişik deneylerde tekrarlanıyor. Sonuç her seferinde aynı. Bugüne dek mutsuz, huzursuz, bencil, korku dolu, karamsar bir dünya süre geldi. Zihinlerde hala taş devri korkularmı taşıyoruz.
Yeniiklere açık, farklı düşünenler ise aşağılanıyorlar, alay ediliyorlar, toplum dışına itiliyorlar. Cesaretleri takdir edilmek bir yana söndürülmeye çalışılıyor bu insanların...
Einstein bile teorisini ilk ortaya attığında meslektaşları tarafından kınanmış. Sıradan insan asla büyük insan olamaz. Doğar, yaşar ve ölür. Buna yaşamak denirse! Dünyada mutlu, huzurlu, sevecen, aydınlık dolu insanlar yok mu?

Cesur bir dünya isteyen ve bu uğurda çaba göstermekten çekinmeyen, her şeyi göze alan insanlar yok mu? Elbette var. Sayıları gittikçe de çoğalıyor. İnsanın, insanlık boyutunda devrim yapabilmesi için yüzüncü maymunun aralarına katılmasını bekliyorlar. "Yüzüncü Maymun" belki de sizsiniz.

Ken Keyes Jr.
Çeviri: Nil Gün

Kaynak : https://medium.com/@Em…/the-100th-monkey-effect-b669d504e347
.
Kaynak 2 : http://www.wowzone.com/monkey.htm

15 Ocak 2019 Salı

Tuşlu telefon Akıllı Telefon yaş ve teknoloji ile karakter analizi

Eskiler tuşlu telefonları kullanır halen, kullanmayı bilirler çünki... SMS yollayıp okumayı bile bilmeyen bir sürü yaşlı var. Onlar bu akıllı telden korkuyorlar, bir kere gsm mağazasında şahit oldum. Çalışan bir müşterisine "Şöyle bir akıll telefon modelimiz var efendim" dediği gibi kadın müşteri çocuğa sanki kendisine küfür edilmişcesine terz bir tavır ile "Akıllı telefon falan istemem ben !" demişti 😃 Zor tuttum kendimi kahkahayı patlatmamak için. Çünki çevremde böyle birkaç yaşlıya bu dokunmatik ekranlı akıllı tellerden kullandırma veya alma sürecinde eşlik etmiştim Kendilerinden daha akıllı ve avuç kadar bir şeyi görünce resmen ürküyorlar Öyle yaşlılar var ki zihinleri sırf kalıplar ve ezberlerle doldurularak beyinlerini kullanabilecekleri bir organ oldukları yıllar önce unutturulmuş ! ! ! Onlar için beyinleri bir teyip bandı gibi manyetik kayıt ortamı imiş. Birşeyleri ne kadar iyi hatırlayabildikleri ile övünürler mesela !.. Hiç düşünme, hayal etme, felsefe, sorgulama vb. gibi faaliyetler yapmamışlar, Sadece ezber etmişler kendilerine söylenenleri. Bu nedenle yeni her şeye aşırı tepki ile itiraz ederler.
Bu insanlara işte birileri zamanında demişler ki farz edelim anne-babaları bunlara yalan söylemezler, hep doğru konuşurlar. Bu vesile ile çocukluk sürecinde anne-babalarının her dediğini doğru kabul edip kayıt etmişlerdir. Düşünme, sorgulama, kıyaslama, okuma-öğrenme gibi etkinliklerden de uzak olduklarından beyinleri bildiğiniz bir kayıt kütüğü haline gelmiş. Bu insanlar aslında korkunçlardır da !.. Çünki karşımızda 70-80 yıllık bir zaman kaybının canlı abidesini görmekteyizdir ! Buna karşın da toplumsal baskı bize vicdan azapllı duygu sömürüsü ile "Bu 70 (80,90) yıllık zaman kaybına saygı duy" diye baskı yapmaktadır !.. Mesela ben bizzati böyle 2 tam zıt yaşlı insanı çok iyi tanıyorum. Birisine bugünün en akıllı telini ver yada oturt PC veya tablet başına kullanmayı öğrenmek için kurcalamaya bayılır. Bir diğeri ise uzaktan kumanda ile gördüğü rakamlardaki kanallardan ötesini kurcalamaya bile çekinen 2 yaşlı, ikisi de birbirinden ışık yılı mesafe ile uzaklar işte böyle. Peki kişiler neden önce en yakın ve sonra genişleyen "güven" çevrelerindeki insanların, kurumların vs. yalanlarını görmek istemezler ?! "Güven" temelinde aslında bir tembellik, boşvermişlik, uyşukluk hissinin dışavurumu mudur ?

-
Çünki,
Güvenmezsen ancak sorgularsın, tetikte olursun, araştırırsın, öğrenmek istersin...

-
Akıllı Telefon ürkünç bir cihaz olabilir kimileri için 😲
 
Tuşlu telefonu candır !..
13-15 yıldır aynı tuşlu telefonu kullanan tanıdıklarınız var mı ?

Bir teknolojik aletin aslında bir kişi hakkında neler söyleyebileceğini hiç düşündünüz mü ?

"Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim" misali 😏

Peki sizin ne gibi alışkanlıklarınız var ? Alışkanlıklar aslında beynin tembellikleri olabilirler mi !!!
Bir coğrafyaya bağlılık hissi bile bana ağaç mıyız, kütük müsün de böyle hissediyorsun dedirtiyor !
 

10 Eylül 2018 Pazartesi

Hayatı anlamak 2 nesil arasındaki bir sohbet...

Hayatı anlamak 2 nesil arasındaki bir sohbet...
.
Hasan -Ben bunca ömrümde zaten görmedim. 2-3 insan falan birlikte yaşasın mutlu-mesut ben hiç rastlamadım
Mualla hanım - Yok tabiki... saygı, saygı, saygı.
Hasan - Olamaz bence, ya çok iyi saklıyorlardır yada zeka olarak geri olması gerek 2 insanın uzun süre birlikte olup mutlu olabilmesi için !..
Hasan - Saygı da zor hanımefendi... çünki işin bitiyor bi süre sonra karşındaki O kişi ile birçok anlamda.
Mualla hanım - Bir seneymiş zaten.
Hasan - Kadın için de erkek için de o  birlikte olmanın gereği ilk önce cinsel dürtüler, hormonlar. Tabi bunu insanlar kendilerine bile yalın hali ile itiraf edemezler ya bilemediklerinden yada bilip de açığa vurmak istemediklerinden.
Hasan - Haliyle bunu da toplum baskısı ve yazılı olmayan ahlak kuralları zorunluluğu ile hani namussuz yapmamak için evleniyolar işte.
Mualla hanım - 55 60 ta biter o da !..
Hasan - Bunlar birer "zor", "zorlama", "baskı"... Bunlar olmasa evlenmeseler aslında işte ?!
Hasan - Amma insanlar böyle dinle falan birbirlerine her alanda baskı kurmuşlar. Birçok yaşanan şey hep zor ile yaşanıyor şu hayatta
Mualla hanım - Zaten herkes çocuk için evnleniyo bence.
Hasan - Yooo, bence çok az bahanesidir insanların çocuk için evleniyor olması. Açıklayayım efendim izninizle,
Hasan - Evlendik, şu kadar da zaman geçti kısır mı bunlar demesinler falan diye ürüyolar. Yani bu da bir gösteriş. Bilirsiniz ki toplumumuzda kadınlara ait özel bir durum vardır. O da şöyle, kısır kadın hor görülür, çok üreyen ve hele hele de erkek evlat veren kadın ise çok övünür, kendini müthiş üstün bir canlı zanneder kadınlar topluğununda ve arasında !..
Hasan - İşte asıl amaç hormonların itelemesi, cinsel dürtüler falan ama tabi kimileri için farklı ana gerekçeleri olabiliyor evliliğin.
Hasan - Kimisi için kurtulmak-kaçmak, kimisi için yaşlanınca bana kim bakacak, kimisi için uyanık ise "Zengin koca bulayım güzel hayat yaşayayım para sıkıntısı olmadan"
Hasan - Dolayısı ile bence zor ile yapman gereken bir şey için güzel hisler besleyemezsin !.. Zor ile güzellik olur mu ? Toplumsal baskı altında, ailenin baskısı altında ?
Hasan - Evlilik toplumun insanlara zor ile yapmasını istediği bir şey. Evvelkiler(ana-babalar) baskı yapıyor işte öz evlatlarına.
Hasan - E tabi bazende aşık oluyorsun kavuşayım diyosun görüyosun tabi.
Hasan - Yeni nesile evlensin diye baskı yapan anne-babaların hayatlarında aslında gördüğümüz gerçek şu,
Hasan - "Biz evlendik bak, biz aptal mıyız  da evlendik bak, ağzımıza sıçıldı, sen de evleneceksin !" söz ile ifadeniz bu değil ama yaşamınızdan izlenen filmin ana fikri bu !..
Hasan - Ne güzel örnek ve ders, öğüt veriyorsun 🙂 canından çok sevdiğin evladına 🙂 mesela
Mualla hanım - Valla aşk dediğin de işte bir süre iyi anaştığın için onla daha çok konuşayım olayı.
Hasan - Elbette o da bir açıklaması olabilir. Konuş konuş e o da bitiyor. hatta hiç düşündünüz mü siz bilmem...
Hasan - Örneğin neden anne-babalar evlatlarını hep bir böyle küçümserler, bi bildiğini sandıkları şeyleri hep aman sen de diye bakar ve dinlerler ya ?
Hasan - Bunu şöyle açıklıyim size hanımefendi izninizle...
Hasan - Çünki sen evladının yeni keşfettiği şeyleri ondan 20-30-40-50 sene evvel keşfetmişsin-yaşamışsındır. Çünki hanyayı-konyayı çoktaaan görmüşsündür !
Hasan - Evladın seninle sanki ilk kez bir icat bulmuş gibi heyecan ile bir şeyi anlatırken sen ise onu belki defalarca veya yıllar önce yaşamış, ne olduğunu çok iyi öğrenmişsindir.
Haliyle onun seninle büyük bir heyecan ile paylaştığı şey senin için çok boktan, bomboş ve harcanıp gitmiş kayıp bir zaman olarak anılarında yer etmiştir 🙂
Hasan - Dolayısı ile bu keşfini anne-babası ile paylaşıp da aynı heyecanı ve tepkini onlardan göremeyen evlat kendi gibi yeni yetme bir arkadaşı, bir kız vs. ile paylaşınca da
aynı kendisi gibi tepki görünce "Ahan da işte istediğim gibi, beni anlayan birisi" buldum sanıp aşık falan olduğunu zanneder !..

22 Nisan 2018 Pazar

IKINTILI dönemlerde nefes almak ıkınma gücünüzü yükseltecektir !.. IK'ın , IK'a bildiğiniz kadar IK'ın !..

Susmak büyüklükmüş diye paylaşırlar falan amma gerçek hayatta ise susanı sevmeyiz biz. 

Örneği sanalda paylaşımdan verdim. Artık hayatlarımız orada olduğundan... 😉

Susuyor ise iyi bir halt etmiyordur çünki 😃 Ya bir sır saklıyordur yada kendini yükseklerde görüyordur da susuyordur orada 😜 Bizim vatandaşa ağzı ayarsız, her şey çıkan oldun mu "...ama çok samimi canım yaa" der. Susana ? "Aman ne ketuuum, vahşi kalmış canım vahşi, bildiğin yabani." 💨

Bunların yanında da ayrıca öyle hissettiriyor ki herşey özellikle son yıllarda sanki bu "gerçek" diye yaşadığımız yaşam aslında "sanal" diye hor gördüğümüz yaşamdan daha sahte, yalan-dolan imiş !.. 


İnandığı herşeyin bir yetkilisi bulunup çıkıp da aslında inandığın gibi olmadığını öğrenebildiğin bir bilgi kirliliği (belki de durusudur) zamanındayız. Birisi "Nükleer şart" öteki "Nükleer eder bizi haşat" dinliyorsun ikisi de bana uyar diyebiliyorsun. Sonra "Lan bana n'aptınız kendi içimde bile 2-3-5'e bölündüm !.. ...kmden aşağısı Kasımpatı olmuş kafasına göre, yukarısı desen susmak bilmiyor, düşünce tasım kenefe dönmüş bu bilgilerle" 💥 falan... 

ıkıntılı bir dönemden geçiyoruz bence, herkez "IKINIYOR" ve ıkındıkça çıkan şeyler 💩💩💩 hayatımızı bu şekilde yejilimtraktan kahvemsi pastel tonlara çeviriyor. Hela gözlü dilber isimli TSM bestesini bulup dinleyin bunun üstüne bence 😲

Ne o ? Yok mu ki öyle bir TSM(Türk Sanat Musikisi) güftesi-bestesi. Vardır, ıkının bulursunuz. Ikınmış bulmuş bulan mesela ne demiş "Bir ilkbahar sabahı Güneş'le uyandın mı hiç ? Çılgın gibi koşarak kırlara uzandın mı hiç ? Bir his dolup içine uçuyorum sandın mı hiç ? Geçen günlere yazık yazık etmişsin gönül sen
Öyle ise hiç sevmemiş sevilmemişsin gönül sen !.. 


Ouuuğğğ ama ne kadar umuşak ve duygusel dii miii ? Ühü ühü ehi ‌👫💑 

Ikına Kurusowan'ı kesince gözlerim yaşarıyor !.. 👀 Ünlü Japon "KIL" - "IÇUSTASI" , kıl dönmesine kesin çaredir kendileri. 

"Sewww make and lash make değildir ne than size the sewiliar. Bağzen sew make için ömür bile veryliar !..  " Pop(o) müzik isterseniz o seçenek de var yani.

21 Nisan 2018 Cumartesi

Duyugsel sömürgenin dik alası en çekirdekte ailede başlar...

Kadınların... diyerek insanı sınıflandırmayı, ayırmayı, cinsiyet ayrımı yapmayı, cinsiyete göre akıl, duygu, zeka seviyelendirmeyi esefle kınıyorum !..

Fakaaaat... Asırlardan beri çocuk doğurma yarışında olmayı ! Kendi kendilerini kuluçka makinası haline getirmeyi !.. Dolayısı ile haşat olan vücutları, 3-5 çocuğa bakarken kendilerine bakamayıp kaybettikleri kişisel yaşam+gelişim eksikleri sonrasında erkekleri (kocalarını) işleri bitmiş gibi, kalan yaşamını çocukları ile geçirmesi, o süreçte de doğal olarak dengi ve eşi ile sosyal olmadığından ...ötü-göbeği salması :p Sanki artık bir yemek fabrikasıymışcasına yaşaması ve hatta sex'in ne büyük bir günah olduğunu varlığı ile kanıtlayan olması bence kimsenin kadından istediği bir şey olmamıştır. Bunu kadınlar kendi kendilerine bu yarış içinde abartmış, aşırılaştırmış ve sapmışlardır. insanların yaptığı birçok sapkınlığın doğada hiçbir canlıda benzeri yoktur. Ancak insan etki ettiğinde tabi doğa da bozulmalar gözlemlenebilir.
 
Hal böyle olunca da varlığının yegane amacının çocuk(ları) büyütmek olduğu iddiasındaymış gibi kendilerini gösteren kadınlara ayak altı "cennet" çıkartmaları verilmiş ve evlatlar ebedi ve ezeli asla ödeyemeyecekleri şekilde analara borçlandırılmıştır. Hani derler ya kimi ekonomi konularında "Her Türk doğduğu an şu kadar dolar borçla doğuyormuş" diye. O ne ki ?! Her Türk çocuğu doğduğu an itibarı ile ebediyen ödeyemeyeceği duygusal bir sömürgede asla ödeyemeyeceği bir borçla doğar !.. Ömür boyu bununla duyguları sömürülür, vicdanı sızlatılarak olmadık ve istemediği şeyleri yapması sağlanabilir !.

25 Mart 2018 Pazar

Küçük Hitler ! Gel-gitler !.. Beyin bıngıldağından gelen çıngıraklı sesler !..

Cart diye ! Ansızın ve 1’den 1’e ;) Yani hiç 1 yere !..
Çocuk yapma görevi öyle herkesin keyfinde olmamalı. Sonra bu iş de öyle "Ben şunu sevdim tamam o zaman üreyelim" diye de olmamalı. Biz çok saçma sapan kendimizi kurban ederek sistemin sömürücülerine hayatlarımızı feda ederek yapıyoruz bu işi çünki. 
Aslında bu sömürücüler bize "üreyin yalvarıyorum size üreyin" diyorlar amma halk mal. Nesiyle övüneceksin abi bu milletin ? Diyor ki "Ya sen yap çocuk Allah rızkını verir" Verdi mi rızkını Allah ? Seninki 1 maaşın 3'e bölümünden kalanı alırken birisi sadece bilmem ne danışmanı diye tek başına aylık maaşı 52 milyar lira mı ne !.. İşte sen-ben-eşin vs. ona köleyiz yetmedi köleliğimiz dedik ki biz bir de çok zekayız ya !.. Hadi 1-2 de (yetmez 3 isteniyor) çocuk yapalım çocuklarımız da bu tanrıların kölesi-kulu olsunlar !.. 
Yaptık mı ? Ooo !!! Bizim gibi milyonlarca salak köle bizi övdüler, memnun oldular falan anne-babalarımız falan da. Demiyor ki harbiden 1 tek evladını seven ana-baba çıkıp da "Oğlum-gelinim, Kızım-damadım sakın ola ki üremeyin, biz geldik 50'mize ebedi bunlara kölelik ettik, e aptallık ettik sizi+kardeşlerinizi de bunlara kurban verdik !.. Diyen var mı ?! Yok, akla bak yani. Bir ömür yaşamışlar koyun gibi, tamamen heba. Etim, sütüm, yünüm, postum feda olsun tanrılarıma diyen anne-babaların oluşturduğu toplumun kurallarına uyan “iyi evlatlar” !.. 
Üremek istiyorsak üreyebileceğimiz ortamı yaratmak zorundayız. Yoska şu dünyada hiçbir insanın üremeyi hak ettiğini zannetmiyorum ben. Haa sömürenler, bu besin zincirinin tepesindekiler, işte bizim küçük küçük tanrıcıklarımız var ya onlar üreyebilirler sadece, onlara tamam. 
 “İnsan sosyal bir canlı değildir” ! Değildir arkadaş, sosyallik hastalık bulaştırılması ve bunun büyük kitlelerce kabulünü sağlayan bir halkadır. Bu halka da toplumları önce birbirine sonra da bir kazığa bağlayıp kölelik etmesini sağlayan zincirin halkasıdır. “Halk”, “halka”, “zincir”, ”köle” !.. 
 
 _________ Ünsüz düşünür - Cengizli Kaan Otmar by 25 Mart 2018 - Kaptanın seyir defterine !.. Kayıt et oğlum “FaceBook” ve ver heryere, yay heryere bunu her türlü verimizi sattığın gibi şimdi, hade !.. __________

2 Ocak 2018 Salı

Her insanın, her fotoğrafçının izlemesi gereken bir belgesel "İNSAN" - Türkçe Dublaj



Her insanın, her fotoğrafçının izlemesi gereken bir belgesel "İNSAN" - Türkçe Dublaj
veya buradan
https://www.youtube.com/watch?v=C4y4KsBt3is
İnsan olamayanların insanlara çocuk yaşlarından beri yaptıkları sapkın davranışlar nedeni ile insanlığımızı elimizden alışının, mutluluğu, huzur içinde birlikte yaşamamızı bizden çalanların belgeseli !.. Bunun için kullandıkları argümanlara dikkat edin, din, dil, ırk, para, politika, silah, savaş !..

19 Aralık 2017 Salı

önündekinin poposundan ötesini göremeyenler !..

24'ünde liseyi dışarıdan bitirip, üniv'i de dışarıdan bitirip bugün yaklaşık 10 yıldır TV sektöründe çalışan bir arkadaşım var. 24'ünde bu arkadaşımı tanıdığımda kendisine "Hiç zaman kaybetme gidip açık lisye kayıt ol bitir ve devamında üniv'i de bitir" demiştim. Yıllar sonra bu halini gördüğümde kendisi ile gurur duyuyorum. Hem düzgün ve hem de kararlı bir insandı. Hiç böyle karamsar hallerini görmedim mesela.

Pozitif bakış açısı çok önemli. Yanlış yerlere de bakarak durumunu negatif görmemek lazım.

Arabası olmak ne mühim birşeydir ki ? Hepsi benim ve çocuğumun geleceğini zehirleyen çevre katili fosil yakan araçlar. Kıçlarının keyfi için param da var benzin de en pahalı amma sosyal statü, herkes böyle yapıyor ki bunun nesi garip vs. gibi zavalı sığıntılar ile koyun sürüsüne katılıp aynı pisliğe katkıda bulunmalarına gıpta ile bakmadım-bakmam. Mevcut Dünya düzeni insanın en verimli çağında sisteme kurban edilmesi temeline dayalıdır. Seni kullanır-harcar ve çöp gibi posanı atar. Bu önündekinin poposundan ötesini göremeyen, o poposunu hangi koltuğa (makam ve araba olarak) koyduğuna gire insanları önemseyen ve değerlendiren toplumun bireyi olmak beni ne kadar memnun edebilir ki zaten !..

Aile, yalnızlık, sevgili, evlilik, karı-koca

Hani derler ya "Bekara karı boşamak kolay" diye ? Aynı mantık-temel aslında bu durumda da kullanılabilir. Yani evlilik eşittir yalnızlığın çözümü değildir. Bu da insanın hissettiği dönemsel bir çok olay gibi bir metrajı olan sanrılardan birisidir. Bireysel umut ve hisleriniz ile, toplumun pompalamasıyla da bu tuzağa kahramanca atılırsınız. Kimileri "mantık evliliği" der ama adı ne olur
ise olsun sistem herkes için aynı şekilde işler. Ancak bilemediğimiz bir azınlık vardır, onlar da zaten
toplumun genel kuralları çerçevesinde yaşamadıklarından bizi pek ilgilendirmez.

Nasıl ki kimisi kanlı çarşaf görmek ister iken kimileri ise en çapkın erkeğin ömrünce yapamayacağı kadar sevgili değiştirip "hanım" diye anılır, işte o. Öylelerinin evliliğinden ise bilemem ne olur.

Öteki türlü çoğunluğun evliliğinde yalnızlık gideren bir durum yoktur. Zaten yalnızlık insanın en temel varlığıdır. İstikbalde seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahili(işte bu ta kendinsin) ve harici (ailen, kız, toplum) düşmanların olacaktır !

17 Aralık 2017 Pazar

Kadın düşmanlığının temelinde yatan gerçeklerden biri

Türk erkeğinin de olduğu gibi genel olarak müslüman erkeğinin kadına düşmanlığı nedendir bilir misiniz ? !
Çünki, toplumumuzda ve bu toplumlarda erkeklerin gençlik zamanlarında olağan biçimde yaşamaları gereken arkadaşlık, sevgililik, birliktelikler "iğrenç", "günah", "rezil" ha hatta kadın için "oropzu" gibi sıfatlara kadar varan bir sosyalliktir. Dolayısı ile ya yaşamayacaktır kızlar yada bu ilişkiler kaçamak, gizlice yaşanacaktır. Zaman içinde kaç tanesine rast geldiniz bilmem nice genç kız böyle bir kaçamak ilişki nedeni ile sözde sevgilisi(erkek arkadaşı vs.) tarafından şantaj ile ilişkinin sürdürülmezi zorunluluğunda kalır. "Babana söylerim, babana gösteririm fotoları, babana yazarım" vs. İstenmediğin halde zor ile bir insan ile birlikte isen artık sen bildiğin en adisinden ve en şerefsizinden bir tecavüzcüsündür. Her ne ise, bu da bir tespit. Sonra ne olur bu toplumun erkekleri ? Büyüdük ve evlendik böyle bir çevrede, bu tür ilişkiler içinde. Karın ya bizzat senin ile en saygı duyması gerektiği veya saygısını boşver saygıdan ne anlar ki bizim toplum saygı : korkudur çünki... İşte en korktuğu baba korkusu bile engel olamamış ve seninle ailesinden gizli her türlü haşna-fişna yemiştir. Yıllar sonra evlendin ve bu kadına güveneceksin haydi bakalım ! Kaç paralık adam oldu mu sana kaç paranoyaklık adam ?! Ortalık sakatlarla dolmuş mu ? Sonra da seyreyle günlük kadın katliamı haberlerini !.. Kadın-Erkek eşitliği denilirken işte bu sapık paranoyak adam olamamış zihniyet zannediyor ki "Ulen ben gençliğimde her çiçekten bal aldım 100 küsür kadın-kız-dul delikli ne buldum ise ilikledim ! Ne yani kadınlar şimdi benimle eşit olup bunları mı yapacak !!!" E mal, e orospu ruhlu. İnsan olmak diye bir şey daha var, insan olarak eşit olmak diye bir şey orada bahsedilen ! ! !

12 Aralık 2017 Salı

Hi Çun Utul Urmu Ok Ulyı Lları ?!

Kabullenmek ayrı bir şey tabi, çocuk yapan biziz, sorumlululuğu da taşımak zorundayız. O cepte, onu ataman-ondan kaçmamalıyız. Fakat bir de işte ben neden bu düzeni, alışılageleni hiç sorgulamadan takip etmek zorundayız ? diye sorup düşününce...

Bakıyorsun ülken, çevren ve insanın Dünyaya getirdiğin insan için iyi yönde birşey yapmamışlar, yapmıyorlar ve aksine daha da kötüye gidiş var. Var mı var ?

Şimdi bir anne-baba bu durumda "Ben evladım için canımı feda ederim, onun için yemem içmem yedirir, giymem giydiririm" Lö sığır ! Kendi geleceğini göremediğin bir ortamda 1-2-3 tane de bölünerek çoğalıp da kendin ile birlikte 3-5 kişinin hayatını biye bombok ediyorsun ?! Hem edeceksin ve hem de diyeceksin ki çocuklarına "Bakın ulen işte bu leş gibi kokan mantarlı ayağımın altında CENNET" öpün yalayın !..

- Ama anne.., ama ama sen bizi bu lağnet Dünyaya getirdin, üstelik de büyüktün, adulttun, aklın erendi, çocuk da değildin ki ! ?

- Susun leyyyyn !.. Yalıycaksın işte ayaklarımın altını yoks sana emzirdiğim sütümü helal etmem, hakkımı helal etmem cennete asla giremezsin !

Bunun lamı cimi yok. İnsan sayısı harbi derecede azalsın bakalım kim kimi öldürmek için şu zamanda olduğu gibi yarış içine giriyor. Çok basit bu devlet yönetenleri abi yetkileri vermeden evvel 1 sene bir ıssız adada 1+1 = 2 kişi olarak bırakacaksın. Bakacaksın ötekini öldürmek istediğinde n'apcak vs. Bi öğrensinler başka olmak, başka düşünmek sebebi ile o insan ölmek zorunda değili, ama sana-bana her ülke yöneticisi sürekli bu başkalıkları kullanarak başkalarına karşı kışkırtıp kullanıyor. Sen ben öldükçe, süründükçe bunlar köşeyi dönüyor.

Ne yani bunu sorgulamayıp da biz şimdi bomba üstünde oturuyoruz, sadece seninki mi benimki mi önce patlıyacak bilemediğimizden çocuklar yapıp ailecek üzerine oturuyoruz. Af edersin kıçımız parçalanarak ölcez işte.
Ha bir ihtimal daha var be ecelimizle de ölebiliriz 🙂
E öyle de olsa bazen de yaşam boyunca onlarca kez öldürüyorlar insanları. İşte mesela garibanın gidip de vatan torpağı diye savaştırılıp öldürtülen çocuğu yüzünden 1 ana-baba yaşarken ölüyor hem de her yaşadığı gün görüyorsun ki icabında ölmemesi de mümkün imiş üstelik o insanların !
Nasıl mümkün ? E ver yahu işte Yunan'a verdiğin gibi adaları ! Bak o adalar için, bu topralkar için ilk kez ölen de senin-benim atam Türk'ler değildir haa ! Fakat bizim zihinlere nasıl bir perde indiriyorlar ise evvelini hiiiç düşünmeyiz bile. Hep aklımızda ilelebet, ebedi, sonsuza kadar. Hade lan ! ! ! Sonsuza kadar duramayacağı en azından Dünya'nın iklim ve coğrafik hareketlerinden besbelli.
1 insan ömrü ortamala 70 yıl diye, sen bu olacakları dededen-toruna göremeyeceksin diye bu yalanları yutup önüne gelen ötekiyi, başka düşüneni öldür emrine uyacaksın ve diyeceksin ki "En iyi-doğru-akıllı benim" 🙂 Ha bunu Türk alman ispanyol vs. için demiyorum zaten hepten insanlığın başını şu bulutlar üstüne çıkartıp da göremediği Güneş bu.

Salak insan türü belli bölgeler etrafında kümelenip yaşıyor diye sanıyorlar ki işte Dünya'nın en güzel yeri mesela İstanbul !.. Mesela Edinburk Needinburk ? İyidir be sen needinburk ? 😛
Bence biz inanılmaz ilkel yaşıyoruz. Bizim elimize verilen kobralar titredikçe ohş ne güzel alet diye oyalanıyoruz ya (işte cep tel falan yani demek istediğim) bunlar hep kandırmaca yaşadığımız ilkel çağı görmemizi engelleyen oyuncaklar.